Suat Tore
World of Traveller

18. Genel Kurul Üzerine (I) – (09.01.2008)

Mart 29th 2010 in Türkçe yazıları

Suat Töre

DENİZ Tüfekçi’nin TÜRSAB Genel Kurulu üzerine gönderdiği maili bu hafta da sürdürüyoruz.
“Kayıtlara göre dörtbine yaklaşan, içlerinde döviz kazandırıcı hizmet verenlerin sayısının beş-altı yüzü geçmediği, görünüşe göre bu ülkenin en eğitimli, en çok seyahat eden, en çok dil bilen, en görgülü, en bilgili, en sosyal vs. vs.. seyahat acentesi sahibi, yöneticisi ki bunlardan 500-600 kişi salonda yerlerini aldığı, oy kullanan üye sayısının ise tarihi bir rekor kırarak 1500’e yaklaştığı bir genel kurul daha geride kaldı.
Gündem…
Kâğıt üzerinde resmi genel kurul gündemi olarak yazılanların, yani formalitenin dışında bir gündem oluşturma konusunda pek de becerikli olmayan muhalefet(!) liderleri (bundan böyle ekip başı demek daha doğru olacak), gündem yaratmama konusundaki kararlılıklarını salonda da sürdürmüşler, bu konuda birbirlerine sıkı destek vermişler, hiçbir konuda farklı düşünmediklerini göstermeye devam etmişlerdir.
Yönetimi elinde tutan, tekrar göreve devam etmesi konusunda genel kuruldan onay alan Başaran Ulusoy ve ekibinin gündemi aşağı yukarı belliydi. Gündemi aslında bundan sonra uygulayacağı yöntemiydi. TÜRSAB’ı diğer turizm meslek örgütleri yanında biraz daha ön plana çıkartıp, sözcü durumunu getirmede bir adım daha ileri gidebilmek, TÜRSAB’ı maddi anlamda gelir durumu iyi olan bir kurum haline getirmek, medyayı kullanarak kamuoyunda gerçeğinden daha cüsseli bir görüntü verirken dinamizmini de yaratmak.
Geçen dönemde atılan adımların yönü bu şekilde olduğu gibi Başaran Ulusoy yeni dönemin ipuçlarını da hem faaliyet raporunu okurken hem de eleştirileri yanıtlarken gelecekte, TÜRSAB’ın kurumsallaşmada hızlı adımlar atıp, geldiği noktadan daha etkin bir biçimde siyaset ve siyasetçiden beklentilerinin görüşüleceği düzlemi de deklare ediyordu. Bu gündemini önce genel kurulun onayına sundu, sonra da ilginç bir laf etti. “Bugüne kadar TÜRSAB’ı ben idare ediyordum, artık yönetmeye başlayacağım.” Bu tümcenin açılımına ileride değineceğim. Diğer adayların elle tutulur, dişe dokunur bir gündem önerisi, üzerinde basa basa durdukları bir konu var mıydı?
Olaya Semih Selimoğlu’nun, İskender Çayla’nın, Aydın Yaylacıklılar ya da Emir Günaydın’ın penceresinden bakanların, onların web siteleri ya da program kitapçıklarına göz gezdirenlerin hayal kırıklığına uğradıkları görülmektedir.
Bu arada iki kişinin hakkını yememek lazım. Aday olmadığı halde IATA ile ilgili sorunları tüm deneyimsizliğine rağmen gayet güzel bir biçimde genel kurula taşıyıp, tek başına gündem yaratan ve genel kurul üyelerinin desteğini alan Selma Yılmaz, yönetime aday olan ekip başlarının yapamadığını yapıp, genel kurula damgasını vurdu ve genel kurulun ardından TÜRSAB IATA komitesinin uğraşısı sonucu sorunların çözümünde önemli bir pay sahibi oldu, TÜRSAB’ı motive etti. Kutlanması gereken bir meslektaşımız olarak kayıtlara geçti.
Diğeri ise kendi kişisel gündemini yaratmak için gayret gösterip, en azından 20 civarında kişiyi (aldığı oy 21 oydu) konuşmasından sonra etrafına toplayan iki aylık turizmci Yılmaz Sönmez’di. Asıl işi olan bilgisayar konusunda anlattıkları ile kişisel reklam yapma aracı olarak işini tanıtma aracı olarak, genel kuruldaki kürsünün mikrofonlarını nedense uyarı bile almadan kullandı. Öyle ya da böyle, sanırım Selma Yılmaz ve Yılmaz Sönmez amaçlarına kendi gündemlerini yaratarak ulaştıkları gibi, Başaran Ulusoy ekibine karşı liste çıkartan başkan adaylarına da küçük bir ders vermiş oldular. Aydın Yaylacıklılar, gönlünde yatan aslanın artık daha fazla gönlünde kalmasına tahammül edemeyerek başkan adaylığını daha önceleri görülmemiş bir tarihte, seçimden 6 ay kadar önce kendi kurduğu ve yönettiği internet sitesinde açıkladı. Aydın Yaylacıklılar TÜRSAB yönetimine aday olduğunu yıl içinde yaptığı toplantılar, yazdığı yazılar, o toplantılarda yaptığı konuşmalarla zaten kamuoyuna hissettirmişti.
Sonra Rıza Epikmen, ben rüştümü ispat ettim dercesine, Başaran Ulusoy’un aday olmayacağını düşünerek pek de kimseye danışma ihtiyacı hissetmeden adaylığını açıklayıverdi. Bir müddet sonra da kendine olası en güçlü rakip olarak Rıza Epikmen’i gören ve de dişine göre olduğunu sanan Semih Selimoğlu adaylığını açıkladı. Aday sayısının üçte kalmayacağını herkes biliyordu. Bundan 8 sene önce aday olmayı düşünen ama olmayan, kendini bu günlere saklayan İskender Çayla, profesyonel bir tanıtım yaparak, iyi planlanmış bir ürün tanıtımı yöntemiyle kendini ve programını kamuoyuna sundu. Ve aday zincirinin son halkasını tamamlayan Emir Günaydın sahnede en son yerini alan başkan adayı olduğunu duyurdu. Aslında adaylar arasında en bilgisizi, deneyimsizi olmasına rağmen, adaylık konusunda ondan Başaran Ulusoy bile daha deneyimli değildi. Belediye başkanlığı, milletvekili adaylığı dahil (muhtar ya da apartman yöneticiliğine aday oldu mu, onu bilemiyoruz) seçimin olduğu her yerde ve de her koşulda aday olması ona bir ayrıcalığı daha baştan kazandırmıştı.”
Haftaya da devam edeceğiz.
e-mail:[email protected]

(09.01.2008)




required



required - won't be displayed


Your Comment:

ÜLKEMİZDEN uzaklarda girdiğimiz yeni yıl için sağlık, mutluluk, barış dolu bir yıl, bir dünya dilerken sevgili Refet Kayakıran’ın gönderdiği yazıyı köşemize alıyoruz.

Previous Entry

İNTERNETTEN müthiş güzel mailler geliyor. Buyrun bu da İstanbul için olanı.
“Kötü yemekleri pahalıya, iyi yemekleri çok pahalıya yersin. Şehrin yüzde 70’i Karadenizli veya Doğuludur.

Next Entry