Suat Tore
World of Traveller

18. Genel Kurul Üzerine (IV) – (13.02.2008)

Mart 29th 2010 in Türkçe yazıları

Suat Töre

Deniz Tüfekçi’nin TÜRSAB Genel Kurulu yorumunu sürdürüyoruz.

“SEMİH Selimoğlu ile ilgili strateji ve yanılgılar üzerinde söylediklerime ilave olarak söylenecek pek fazla şey yok. Rıza Epikmen’in adaylıktan çekilmesi ile birlikte o ve ekibi için bu genel kurulun seçim kısmı zaten bitmişti. Bu gibi ortamlarda seçim yaklaştıkça adayların çalışmaları hızlanırken, Semih Selimoğlu özellikle Başaran Ulusoy’un tekrar aday olacağını duyurması üzerine kampanyasının temposunu düşürüp “Oldu bir kere, yola çıktık, ne yapayım mecburen seçime gireceğiz’’ havasında seçime hazırlandı! Kendisini Başaran Ulusoy’un mirasçısı gibi görüp, bir zamanlar içinde olduğu evin esas evladı olarak ne Rıza Epikmen’in adaylığını içine sindirebildi, ki onu bir ölçüde dişine göre yenebileceği bir aday olarak gözüne de kestirmişti, ne de Başaran Ulusoy’un adaylığını kabul edebilmişti. Hatta yakın çevresinden “Rıza Epikmen’in benim karşımda seçimi kaybedeceğini anlayan Başaran Ulusoy mecburen tekrar adaylığını koydu!’’ görüşünü yayıyorlardı.
Emir Günaydın; saf temiz bir Karadeniz uşağı görüntüsü, içtenliği, sınırlı turizm bilgisi, sınırlı meslek deneyimi ile beğenin ya da beğenmeyin en az bin meslektaşımızın adını ezberlediği bir aday olarak genel kurula kimilerince olumsuz ama önemli bir damga vurdu. Bu yazıda bile adını en az 10 kez tekrarlayarak kişisel tanıtımına da katkıda bulunmuş olduk. Daha genel kurul toplantısına bir ay kala duyurusunu yaptığı web sitesindeki projeleri ile sektöre ne kadar uzak olduğunu, ne 1618 sayılı Yasa’dan haberdar, ne sorunlardan haberdar, ne mesleğin temel kurgularından haberdar görüntüsü verdi. İnternet sitelerinde açıkca yayınlanmasa da projeleri! Üzerinde yapılan yorumlar, projelerine “emirname’’, “listesine girmek için vallahi Cumhurbaşkanı’nı araya sokacağım, kendisine emir erin olayım, emir kulun olayım’’ babından yapılan göndermeler, aslında bu genel kurulda ortamın hiç de söylenildiği gibi gerilmeyeceğinin sinyaliydi. TÜRSAB’ı bir kurum, örneğin Çaykur kurumu gibi, seyahat acentelerini de Çaykur’un bölge bayileri, temsilcilikleri gibi görmesi, sanması en büyük yanılgısıydı. Kanunları değiştirip projelerini gerçekleştireceğim demesi, Nasreddin Hoca’nın koyunların çalıya takılan yünlerinden kazak öreceğim demesinden pek de farklı değildi. TÜRSAB’ı hızlı trenden uçak filosu’na, şehirler arası otobüsçülükten, rent-a-car filosu sahibi yapmaya, oteller zinciri, sigorta şirketi, kargo şirketi sahibi yapmaya, bunu da safça inandırmaya çalışması ile sektöre emek vermiş, yıllarca bu işle uğraşmış, deneyimli, birikimli, TÜRSAB’a her koşulda sahip çıkmış meslektaşların tepkisini çeken Emir Günaydın, aslında muhalifler kategorisine sokulmalı mı sorusunu da akla getirmektedir.
Mesleğinde uzman, çok ciddi sorunlarla karşı karşıya olan, “burası tiyatro değil, benim vaktimi çalıyor bu çocuk’’ diyen birçok kişinin tepki duyduğu Emir Günaydın, “yurdum insanı” karelerinde yer alacak saflık, iyi niyet, temizlik ve cesaretiyle genel kurula katılanların çoğunun gönlünde o yönüyle kuşkusuz iz bırakmıştır. Aldığı 55 civarında oyun bir kısmının diğer üç adaya tepki duyup “oyum boşa değil, Emir Günaydın’a gitsin bari’’ dediği oylardan olduğu sanısı yaygındır. İzleyicilerin, üyelerin Emir Günaydın’ın konuşması sırasında olur olmaz yerde alkışlamaları ise sanırım genel kurulun düzeyini koruma kaygısı gayreti olarak nitelendi.
Emir Günaydın’ı tüm meslektaşlarımızın, iyi niyeti, sempatikliği, mertliği ve her şeyden önemlisi medeni cesareti nedeniyle kutlaması gerekir.
Haftaya da devam edeceğiz.
e-mail:[email protected]

(13.02.2008)




required



required - won't be displayed


Your Comment:

Deniz Tüfekçi’nin TÜRSAB Genel Kurulu yorumunu sürdürüyoruz:

“Muhalefet, muhalefet derken kuşkusuz hepsinin kendine has özellikleri vardı. Hepsini bir torbaya koymak acaba ne derece uygundur?

Previous Entry

BÜTÜN bunlar inandırıcılık konusunu genel kurula katılan üyelerin nezdinde gündeme getirmesi doğaldı.

Next Entry