Suat Tore
World of Traveller

18. Genel Kurul Üzerine (V) – (20.02.2008)

Mart 29th 2010 in Türkçe yazıları

Suat Töre

BÜTÜN bunlar inandırıcılık konusunu genel kurula katılan üyelerin nezdinde gündeme getirmesi doğaldı. Başaran Ulusoy’un adaylığını ona göre “sürpriz bir şekilde’’ açıklaması ile daha baştan pes etmiş görüntüsü veren Semih Selimoğlu’nun diğerlerine göre ara kademe liderlik vasfına rağmen, kendine olan güvenini yitirmesi nedeniyle inandırıcılığı da ortadan kalkmış oldu. Kaldı ki Semih Selimoğlu, Başaran Ulusoy’dan hiç de aşağı kalmayan hitabeti, rahat davranışı ile diğer muhalefet listeleri sözcülerinden birkaç adım öndeydi.
İskender Çayla’nın tüm üst düzey tanıtım çabalarına, toplantı üstüne toplantı düzenlemesine karşın, program adı altında sunduğu metinlerin kimseyi doyurmadığı, sığ bir düzlemde kedi ile kuyruğu arasında dolaştığı görüntüsünü veren söylemi ne yazık ki kitlelere güven vermekten uzaktı. Başaran Ulusoy ya da bir başka yönetimin içinde verilen, görevleri, çizilen hedefleri eksiksiz, en iyi şekilde yapabilir görüntüsünü verirken liderlik konusunda ne yazık ki benzer izlenimi yaratmakta yetersiz kalmış, bir lider olabileceğine kitleleri inandıramamıştı. Sadece karizmatik liderlik değil, ekip liderliği, önderliği konusunda da benzer tabloyu oluşturmuştur.
Aydın Yaylacıklılar, her ne kadar yarıştan yarı yolda çekilmiş ise de hem liderlik, hem eylemsel program yoksunluğu, geleceğe yönelik elle tutulur bir gündemi oluşturmaması, yeni bir ufuk konusunda bir tablo sunamaması gibi nedenlerle inandırıcılıkta sınıfta kalmış bir aday adayı idi.
Turgon, tursapnet gibi sitelerde veya bazı adayların web sitelerinde zaman zaman iddia edilenlerin bir temeli olmadığı, gerçek olmadığı anlaşılınca adayların inandırıcılıkları da sıfırlanır oldu.
Eleştirilerin sığlığı, yersizliği ise bir başka konu. O kadar söylenecek, eleştirilecek konu varken, “neden gemi işletiyorsunuz? TÜRSAB’ın işi bu mu?’’ türünden eleştiri yönelten muhalefet, gemi bileti satma olanağına kavuşmuş, bundan ekmek yiyen 300 civarındaki meslektaşımızca acaba nasıl nitelendi? Efes’in ışıklandırılması sonucu orada hem gece turist gezdiren, hem teşvik (incentive) turları kapsamında orada iş yapma olanağı bulan meslektaşlarımız acaba muhalefetin bu tür çıkışları için ne düşündüler dersiniz? Otel yapmak mı? tuvalet yapmak mı TÜRSAB’ın işi? diye eleştiri getiren muhalefet, hiçbir yönetim deneyimi olmadığını, bütün bunların acaba neden TÜRSAB tarafından yapıldığını merak edip hiç düşünmemiş anlaşılan. Onlar yapıldığı için bilet fiyatlarına, müze girişlerine zam yapılmadığını, her yıl daha farklı müzelerin de indirimli müzeler kapsamına alındığını düşünmemişler bile. Düşünmeye de aslında gerek yok, sorsalardı yönetime, onlar da benim gibi öğrenirlerdi nedenlerini.
Kaçak acentecilik ile TÜRSAB’ın yaptığı mücadelenin boyutunu bile öğrenme gereği duymadan, hukuk servisine bir zahmet “Kaç dosya ile bu yıl uğraştınız? Kaçını sonuçlandırdınız?’’ türünden bir soru yöneltselerdi benim gibi, ortalama günde 3 dosyayı karara bağlattıklarını öğrenirlerdi. Sorunun üstüne gidilmemesinden değil, kaynağının yasa ile yönetmelikler kanalıyla kurulmamasından kaynaklandığını anlayabilir, konuşmalarının yönünü o konu üzerine çevirirlerdi. Otellerin, TÜRSAB yönetimi ve o yönetimin oluşturduğu değerli meslektaşlarımızın bir araya getirilerek bakanlık mensupları ile,TÜRSAB hukuk departmanı ile beraber çalıştıkları yönetmelikte, “Artık ne yabancı tur operatörleri ile ne de kâr amacı güderek bir başka kuruluşa hizmet sunan (halkla ilişkiler, tanıtım şirketi adı altında çalışan organizasyon şirketleri gibi) anlaşma yapmaları engellenmiş, yönetmelik taslağı’’ son şeklini almışken, Başbakanlık katında yönetmeliğe müdahele edilerek kaçak acentecilik yapanların ekmeğine yağ sürüldüğünü hiç biliyorlar mıydı? Sıkıntıların kaynağı konusunda bile fikir sahibi olduğu görülmeyen muhalefet acaba bu durumda ne kadar inandırıcı olabilirdi?”
Haftaya da devam edeceğiz.
email:[email protected]

(20.02.2008)




required



required - won't be displayed


Your Comment:

Deniz Tüfekçi’nin TÜRSAB Genel Kurulu yorumunu sürdürüyoruz.

“SEMİH Selimoğlu ile ilgili strateji ve yanılgılar üzerinde söylediklerime ilave olarak söylenecek pek fazla şey yok. Rıza Epikmen’in adaylıktan çekilmesi ile birlikte o ve ekibi için bu genel kurulun seçim kısmı zaten bitmişti.

Previous Entry

Deniz Tüfekçi’nin TÜRSAB Genel Kurulu yorumunu sürdürüyoruz. ULUSAL Turizm Konseyi ile ilgili yaptığım konuşmayı bile anlamaktan uzakmuhalefet adaylarının konu ile ilgisi olmayan “Ulusal Tanıtım Konseyi” söylemini bana yanıt olarak vermesi, muhalefete soyunan değerli meslektaşlarımızın konularına hiç hakim olmadığını, turizm ile tanıtımın farklı kelimeler olduğunu acaba salondakiler fark edemeyecekler miydi?

Next Entry