Suat Tore
World of Traveller

Akkoyun Karakoyun Mart Ayında Belli Olur (25.02.2009)

Mart 29th 2010 in Türkçe yazıları

Suat Töre

TÜM dünyanın ekonomik krizle başı dertte. Turizme bel bağlamış ülkeler de krizden en az şekilde etkilenmek için önlemler alıyorlar.
2009 yılından iki ay harcadık. Ülkemizin rakamları pek iç açıcı değil. Turist sayısında genelde yüzde 20’leri aşan düşüş var. Birçok bölgemizde bu düşüş rakamı yüzde 30’ların da üstünde. Ocak ayından bu yana katıldığımız fuarlarda iyimserlik hakim ama bu yine deniz güneş ve kum turizmine dönük olarak yaz ayları için geçerli.
Gerek İspanyol ve gerekse İtalyan turistler ülkemize haziran-eylü döneminde daha yoğun olarak geliyorlar.
Madrid Fitur ve Milano BIT fuarlarında Türkiye standı yine ilgi odağı şeklinde medyaya yansıdı. Geçen yıl 350 bin civarinda turistini ağırladığımız İspanya ve 600 bin civarında İtalyan turist sayılarına 2009 yılında da ulaşmamız mümkün.
Gerek İspanya ve gerekse İtalya turizm direktörlerimiz de aynı ifadeleri kullanarak turist sayısında 2009 da bir düşüş beklemiyorlar.
Önümüzdeki ay hemen tüm ülkeler için her yılın kaderini belirleyen bir aydır. Mart ayında gerçeklesen ITB-Berlin dünyanın tartışmasız en büyük fuarıdır. O yılın turizm trendini ITB belirler. Ülkeler ITB’ye göre turizm stratejisi saptarlar. O yılın turizm katalogları ITB’de görücüye çıkar.T optancı tur operatörü kontratları ITB’de tazelenir. Rezervasyonlar ITB’de şekillenir.
Ülkemize de en çok turist gönderen ülke Almanya’dır. Almanların 2009 tercihlerini ITB’de öğreneceğiz.
Mart ayında Rusya ve BDT ülkelerinde gerçekleşecek, önce Moskova’daki art arda iki fuar ve ardından Kiev fuarları da ikinci büyük pazarımızı oluşturan BDT ülkelerinin 2009 görünümünü belirleyecek.
Yani Mart ayı her yıl turizmcilerin heyecanla bekledikleri aydir. 2009 turizm tahminleri mart ayı sonunda daha berlirginlesecektir.
Kongre ve ziyaretçi büroları, TUROFED VE TUROB
UNWTO’nun Fitur sırasında katıldığımız bir toplantısında kriz önlemleri masaya yatırıldı. Dünya Turizm Örgütü’ne üye tüm ülkeler salondaki oval masada yer alırken gözlerimiz ülkemizin temsilcilerini aradı! Krizlerle büyüyen bir diğer ülke Mısır’ın sunumunu keşke bizim turizmcilerimiz de dinleselerdi. Biz özetleyelim. Mısırlılar el ele verek bir dizi önlemin yanı sıra yeni projeler ve yeni ürünler ile krizi aşmayi hedefliyorlar. Turizmcilerimizin 2009’da Mısır’ı iyi takip etmelerini oneriyoruz.
Turizm barış içinde olur. Hele böyle kriz dönemlerinde tüm turizmciler el ele vermelidir. Oysa bizde ise kavgadan geçilmiyor. TUROFED, TUROB ayrılıyor. Bakanlıga tavır alınıyor. El ele verilecekken ortalık kızıştırılıyor.
Şimdi de Kongre ve Ziyaretçi Buroları bu kavganın içine çekilmek isteniyor. İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Burosu kurulduğundan bu yana çok başarılı işler yapmış ve İstanbul’un doluluk oranlarını yükseltmiş, İstanbul’a yeni bir turizm ivmesi kazandırmıştır. Ama Antalyalı ve İzmir büroları ne yazık ki yerinde saydılar. Bunda da en büyük neden bölge turizmcilerinin kendi bürolarına yeterli desteği göstermemiş olmaları yatmaktadıir. Şimdi de genel karekteristiğimiz olan başarılılar alaşağı edilir (cehennemdeki Türk kazanı hikayesini tekrar yazmayalım!) kuralı gereği İstanbul’a yükleniliyor. Biz tek satırla düşüncemizi yazalım.
Türkiye Kongre ve Ziyaretçi Bürosu, İstanbul CVB tarafından kurulup onun patronajında yürütülmelidir.
Haftalık Turkcell notumuz.: Bu hafta Turkcell’den ses yok. Anlaşılan yine kücük bir indirim ile bizi uyutma politikasını tekrarlayacaklar.!!!

[email protected]

(25.02.2009)




required



required - won't be displayed


Your Comment:

90’lı yılların başlarında Voyager’la başlayan ve bu yıl 13 kez düzenlenen EMITT ile turizm fuarcılığımız giderek büyüyor.
Bu yıl 50 ülke ve 3.000’lere ulaştığı söylenen katılımcı sayısı ile EMITT bugün Avrupa’nın en büyük turizm fuarları arasında yer alıyor.

Previous Entry

İSTANBUL, sana aşkımı nasıl anlatayım.?
– Kaldırımları 2 ayda bir yenileyerek.
İstanbul, sen benim vazgeçilmez sevgilimsin.!
–Taşrada akraban kaldıysa onları da çağır aşkımıza şahit olsun.
İstanbul, boynunda parıldayan inci gerdanlık yoksa Boğaziçi mi?

Next Entry