Suat Tore
World of Traveller

HACCP ve Peçetenin Kiri (02.05.2007)

Mart 24th 2010 in Türkçe yazıları

Suat Töre

ŞU internet büyük keşif. Biz dünyanın bir ucundayız ama bir o kadar da yakınız. Bu hafta hep yollarda olduğumuzdan da konuk yazarımız yine Refet Kayakıran.

“Garson, çatalı bıçağı aldı, parmağını yalayarak ayırdığı kâğıt peçetelerden en üsttekinin içine koydu, dolma gibi sardı, bu arada elinin tersiyle burnunu sildi ve peçeteyle sıkıca paketlediği çatal bıçağı, iyice sıkıp kenara istifledi. Biraz sonra terini sildi ve katladığı peçeteye kuruladı elini. Ayırma ve sıkma operasyonuna katkısı olan bir nemlendirme yapması gerekliydi, eline! Peçeteye sarılmış çatal bıçak, böylece koruma altına alınıyordu… Tozdan!

Diğer köşede barmen de, yeni açtığı bir paket peçeteyi barın üstüne koydu ve her birini ayırıp tek tek üçgen şeklinde katlamaya ve eliyle bastırarak istiflemeye başladı ki tam o sırada 3 kez peçetelerin üstüne hapşırdı. En üsttekini aldı, burnunu sildi, yetmedi, alttakini de aldı bir daha sildi ve tekrar eliyle burnunu bu sefer avucuyla sıvazlayıp tekrar katlama işine devam etti. Sonra, kareyken, zorla üçgen haline getirdiği peçeteleri sıkıca bir arada tutan ve birini çektin mi hepsi çıkan, çıkınca geri tıkmak için tek tek ellenen, masa dekoruna uyduğu sanılan peçete tutucusuna tıktı. Peçete firması bunları neden üçgen yapmaz da illa karede diretir diye de söylendiğini işitir gibi oldum!

Tüm otellerde ve dahi lüks geçinen çoğu restoranda, barda, kâğıt peçete mutlaka bir veya birkaç garson tarafından ellenir, katlanır, bükülür, sıkılır. Ağzımızı sildiğimiz bu kâğıda mutlaka başka birinin çeşitli türlerde kirli eli, önceden tek tek dokunur…

En hijyen yani sağlıklı olan ise yol kenarı köftecileri ve de kebapçılardır. Hiç olmazsa, metal kutulara topluca konup, en üstteki dokunulmuşsa dahi, bir alttaki mutlaka ellenmemiştir diye rahatlıkla, kapalı sıkıştırma kutusundan tertemiz çekebilirsiniz. Üstelik kutunun üstüne reklam alma şansı da var… Bedavaya bile getirebilir her otel bu peçete işini, yeter ki kutuya koysun paketi.

Tuvalet kâğıtları bile, masa peçetelerinden daha hijyen. En fazlasından, rulonun sadece ilk kısmını ellemiş ve lüks otelde ise sizin için ucunu her nedense, üçgen yapmıştır temizlik elemanı… Üçgen yapma huyu burada da sürer! Ama hemen 20 cm ötesi kesin ellenmemiştir. Rahatlıkla kullanabilirsiniz… Kaldı ki tuvalet kâğıdının işlevi, ağza sürülen peçeteden daha kirli bir amaç taşıdığından, daha önce elleyen elin kiri pek de önem taşımaz. Ellenmiş bir peçeteden nezle, grip, dizanteri hatta AIDS kapılabilir ama rulo halindeki bir tuvalet kâğıdı çok kötü niyetli birilerince ellenip de geri sarılmadıkça bir hastalık kapılması zor bir olasılıktır… Zaten bu yüzden, tuvalet kâğıdı rulo olsa gerektir. Neden, peçete gibi tane tane değildir? Gerçi, kare peçeteyi ısrarla üçgene dönüştüren kafa, rulo tuvalet kâğıdına da yakında başka bir elleme sanatı getirebilir! Yeter ki pislik olsun…

Oteller, ya masalara tuvalet kâğıdı koymalı ki ilk biz elleyelim ruloyu ya da bir garsonun kiri meçhul elleri ile sürdürdüğü peçete katlama, sıkma, bükme işine HACCP el atmalıdır.

Tuvaletlerdeki, kâğıt el havluları dahi mükemmel kapalı kutularda, tek tek ellenmeden topluca kutularına konup, manuel ya da yarı otomatik ve dahi elini görünce dışarı kâğıt uzatan tam otomatik sistemlerle geliştirilirken, en hijyen olması gereken yemek masasındaki, bardakilerin tek tek ellenmesi anlaşılmaz bir paradokstur.

Turizm sezonu başlarken, tüm oteller, bu kâğıt peçete katlama sanatına son vermeli ve peçeteleri, orijinal paketinden alıp doğrudan masaya en az ellemeyle yerleştirmelidirler. Belki de, Türkiye’ye gelen her 2 turistten birinin ilk 3 günde yakalandığı mide, bağırsak rahatsızlıklarının temelinde, bu peçete sendromu yatmaktadır!

Çatal, bıçak ve en vahimi ağzımıza mutlaka dokunan çorba kaşığında ellenme oranı elbette daha da ciddidir, ama ağza giren kısmının ellenmemesi gerektiğini herkes bilir. En azından bunu öğretiyordur otel genel müdürleri garsonlara… Herhalde!”

Email:[email protected]

(02.05.2007)




required



required - won't be displayed


Your Comment:

Salih Cene’den gelen mail bu haftaki köşe yazımız yine.

“Bu başlığı neden attığımı herhalde merak ettiniz!.. Benim de amacım buydu. Klasikleşen -Bizim, bizden büyük düşmanımız yok- başlığıyla başlasam aynı ilgiyi sağlayamazdım belkide…

Previous Entry

HER yıl tekrarlanan fuar trafiği mayıs ayı itibarıyla tamamlandı gibi. Bizler de bu fuarları takip etmekten çok köşemizi gelen maillere, bize ulaşan mektuplara bıraktık.

Next Entry