Suat Tore
World of Traveller

Halil Tuncer (1) – (09.04.2008)

Mart 29th 2010 in Türkçe yazıları

Suat Töre

TEMELİNE ilk taşını koyduğum ve hemen sonrasında da Turizm yazarlığı mesleğini ülkemize kazandıran rahmetli Haluk Durukal ağabeyim ile oluşturduğumuz TUYED-Turizm Yazarları ve Editörleri Derneğimizin şimdiki başkanı Kerem Köfteoğlu bir mail atmış. TUYED’e büyük ivme kazandıran çalışkan başkan, bu kez de biz eskilerin deyimiyle “çok hakikatli” bir iş yapmış. Hâlâ tüm turizm olaylarına büyük özveri ile koşuşturan sevgili turizm fotoğrafçısı Halil Tuncer ile söyleşmiş.
Yine seyahatlerde olacağımız birkaç hafta köşemizi bu söyleşiye ayıracağız.

“Bir fincan kahvenin 40 yıllık hatırı olan Türkiye’yi, binlerce fotoğrafı, yurtdışında açtığı onlarca sergisi ile tanıtan turizm fotoğrafçısı Halil Tuncer, hâlâ “hatır” bekliyor. Hatırlanmayı bekleyen Tuncer, Türkiye’yi tanıtmakla kalmayıp, Dünya İkinciliği’ni de ülkemize kazandırmış bir fotoğraf sanatçısı…
Boşuna “Peygamber ülkesinde sevilmez” diye söylenmemiş. Türkiye’nin dört bir yanında çektiğin fotoğraflar, ticari ateşeden konsolosa, kabile şefinden ünlü sanayiciye, profesörden yöneticiye kadar birçok insanın duvarını süslesin. Asya’dan Avrupa’ya, Uzakdoğu’dan Amerika’ya kadar birçok ülkede Türkiye Fotoğrafları sergisi aç ama, ülkende kadrin-kıymetin bilinmesin!
Dile kolay… Fotoğraf merakı tam 40 yıl önce başlamış. 69 yaşındaki “ihtiyar delikanlı” Türkiye’nin turistik bir manzarasını görünce, ilk günkü heyecanla deklanşörüne basmaktan bir an bile geri durmuyor…
Tuncer’e “İçinde bir ukde var mı?” diye sorduk. Kırgınlığını unutup duraksamadan şöyle yanıtladı: “Türkiye’nin gitmediğim kıyı-köşelerine gidip onları da fotoğraflamak…”
Amasya’da 1939’da doğan Halil Tuncer, küçük yaşta anne-babasını kaybetti. İkisi kız ikisi erkek dört kardeşi olan Tuncer’i Yüzbaşı amcası okuttu. Amcasının tayin yeri değiştikce Tuncer’in okulu da değişmiş. Nitekim, 1948’de İstanbul’da başlayan ilkokul serüveni Amasya, Diyarbakır ve Kayseri’de devam etmiş.
Ortaokul çağına geldiğinde amcasının görev yeri Sivas’mış ve okul değiştirmeler de devam etmiş. Sivas’tayken bir maden mühendisi kendisinden madenlerin fotoğrafını çekmesini istemiş. Bu işten eline geçen parayla 6-9’luk Kodak makinesini almış. İlk fotoğraf makinesiyle okuldakilerin fotoğraflarını çekip, harçlığını çıkarmaya başlamış.
Rotasyon lise çağında da peşini bırakmamış ve bu dönemde de Amasya-Sivas-İstanbul üçgeninde gidip gelmiş. Lise çağında kendi göbeğini kendi kesmeye karar verdiğinden, okulda fotoğrafçılığa başlayıp harçlığını çıkarmaya başlamış.
Kabataş Lisesi’ne yazıldığında da okul fotoğrafçığı gibi çalışarak kendi yağıyla kavrulmuş. Amasya’da öğretmenlik yapan abisi ve diğer akrabalarına yük olmak istemediğinden, fotoğrafçılıktan elde ettiği gelirle lise öğrenimini sürdürmeye kalkmış. Ancak başaramayınca, ikinci sınıfta öğrenciliğe veda etmiş. Kabataş Lisesi yıllarında kendini sevdirdiğinden, kimin fotoğrafçılık işi olursa onu çağırıyormuş. Böylece geçimini fotoğrafçılıktan kazanmanın yolu da aralanmış oldu. Kazandığı parayla yeni fotoğraf makine ve ekipmanları almış.”
Devamı haftaya

e-mail:[email protected]

(09.04.2008)




required



required - won't be displayed


Your Comment:

GEÇEN hafta yazdığımız gibi mart ayının son önemli fuarları ile 2008’i artık daha iyi görebiliyoruz.
ITB-Berlin, Tur-Goteburg, MAP-Paris, MITT-Moscow ve son olarak UITT-Kiev turizm fuarları sonrasında elde edilen veriler bu yaz Turkiye’de boş yatak bulmanın çok zor olacağını gösteriyor…

Previous Entry

KEREM Köfteoğlu’nun turizm fotoğrafçısı Halil Tuncer ile söyleşisini sürdürüyoruz.
Nemrut’un fotoğrafçısı 1967-69’da vatani görev için gittiği Gelibolu’da da fotoğrafçılık işine devam etti. Askerlik sonrası İstanbul Nişantaşı’na yerleşti.

Next Entry