Suat Tore
World of Traveller

Türkiyenin En Büyük Tur Operatörü: Diyanet Vakfı!.. (24.10.2007)

Mart 24th 2010 in Türkçe yazıları

Suat Töre

BU hafta uzaklardan yine sevgili Deniz Tüfekçi’nin mailini köşemize alıyoruz.
Diyanet İşleri Başkanlığı Hac Dairesi, Diyanet Vakfı’nın yaptığı işler arasında hac organizasyonu, organizasyon ne kelime, hac seferi var. TÜRSAB’ın yaklaşık on yıl önce yaptığı itiraza mahkemeler olumlu yanıt vermemiş, hac görevi bir turistik aktivite sayılmamış, bir bütün olarak dini görev addedilmiş, ulaşım, konaklama, vize işlemleri de bu görevin bir önemsiz ayrıntısı olarak nitelenmiştir.
Bir ay içinde tek başına 40-50 bin kişiyi yurtdışına götürüp getiren kaç tur operatörü var? Türkiye’de yok. Bir seyahat acentesinin kanuni düzenlemeler sonucu yapması gereken seyahat işlemlerini,vize, sigorta, uçak bileti, transferler, konaklama ve gezi hizmetleri Diyanet Vakfı eliyle yıllardır yapılmakta, acenteler ile Diyanet Vakfı bu işleri paylaşmaktadır.
Önce bu ucube dayanağın nasıl bir derdi başımıza açacağının aykırı bir örneğini vereyim.
Ülkemize, hac amacıyla geldiğini söyleyen bir Hıristiyan cemaat, yedi kiliseler başta omak üzere Türkiye gezisi yapsa ve bu bir hac farizesidir, turistik seyahata girmez deyip bir acente kanalıyla turlarını yapmak istemese, acaba ne yanıt verilebilir? İtiraz etsen, “Diyanet Vakfı farklı bir şey mi yapıyor? hadi ordan! Rehber de almıyorum, acente de kullanmıyorum’’ dese, ne yaparız?
Diyanet Vakfı, “Türkiyenin en büyük acentesı” derken abartmıyorum. Bütün müftülükler bu acentenin şubesi olmuş, onun adına çalışıyor.
Kartlar müftülüklerin elinde, bir acente kayıt için müftülüğe gidip kayıt yaptırıp, kart almaya çalışsa, alamıyor. Neden? Müftülük görevlisi alıyor hacı adayını bir odaya, tek başına, acenteci arkadaşımıza da ‘’sen dışarda bekle’’ diyor, sonra anlatıyor içerde bir şeyler hacı adayına, 5 dakika sonra hacı adayı müftülükte Diyanet Vakfı kanalıyla gitmeye ikna edilmiş vaziyette kendini dışarda buluyor. Acenteci arkadaşımız eli böğründe kös kös geri dönüyor.
Şaka değil, aynıyla vaki yüzlerce benzer vaka.
Müftülüklere talimat böyle gelmiş, zaten Diyanet İşleri Başkanı, acentelerin bu işle ilgilenmesini hiç istemiyor. Hac gelirleriyle özel üniversite açma planı bile yapıyor.
Seyahat acenteleri birbirilerine değil, Diyanet Vakfı’na rakip duruma düşürülmüş!! demeye dilim varmıyor, çünkü ortada rekabet yok. Zor alım gibi müftülüklerce zorla kayıt var.
Diyanet Vakfı yetkilileri ya da Diyanet İşleri Başkanlığı, “Yok canım böyle bir şey, nereden çıkardınız bunu’’ diyorsa, yapılan kayıtlar ortada.
Çözüm, basit. Verin kartların yüzde 40’ını TÜRSAB’a, kurtarın hacı adaylarını müftülüklerin baskısından. Müftülüklerin seyahat acenteleri hakkında olumsuz bir yargı oluşturma çabalarının kabul edilebilir bir yanı var mı?
Değiştirin kararnameyi,en azından rekabet ortamını yaratın. Ama yok. Ortada rekabet filan yok. Bir yanda her şey devlet olanakları ile devletin memurları ile harcırahları ile yürütülüyor, vergi filan hak getire, öbür yanda işi yapacak, bu işten analarının ak sütü gibi ekmek yiyecek meslektaşlarımız her türlü riski göğüsleyerek, her türlü engelle karşılaşarak bu sarmalın içinde çırpınıyor.
Devlet eliyle yapılan bu uygulama, rekabet kurumuna götürülse,her halde acenteler bu uygulamanın olumsuz sonuçlarından kurtulur, iş olması gereken mecraya girer.
Ama asıl çözüm, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı ticaretin içinden alıp asıl görevi olan hacılarımızın dini görevlerini düzenlemede yardımcı olmak işi ile meşgul etmek. Bu görev karşılığı zaten o görevliler devletten maaş alıyor, her hangi bir ödemeye gerek yok.
Hac turizmi yapan seyahat acenteleri kaç gündür teminat mektubu, sigorta, filan diye zaten yeteri kadar riske ve sıkıntıya girdi.
Bu sorun ivedilikle çözülmez, seyahat acenteleri mağdur edilmeye devam ederse, hacı adaylarına yıllardır Mekke, Medine başta olmak üzere her türlü servisi dünyaya örnek olacak titizlikte veren TÜRSAB, artık bu servisleri vermekte ciddi sıkıntılar yaşar ve bu da hacı adaylarına kuşkusuz yansır.
Diyanet İşleri Başkanlığı, Diyanet Vakfı ve illerdeki müftülükler bir an önce tutumlarını gözden geçirip yeni bir değerlendirme yapmak zorundadırlar.
TÜRSAB Başkanı’nın, hukukçularının ve konu ile ilgili yönetim kurulu üyelerinin ilgili personelin bu durumu değiştirmek için on gündür gösterdikleri çabanın sonuçlarını , hac turizmi yapan seyahat acenteleri merakla beklemektedir!

e-mail:[email protected]

(24.10.2007)




required



required - won't be displayed


Your Comment:

GEÇTİĞİMİZ iki hafta içinde davet aldığımız 3 uluslararası fuarı gezmek üzereyollara düştük.
Önce Moskova’daki Leisure Fuarı’na katıldık.

Previous Entry

KÖŞEMİZİN bu haftaki konuğu Salih Cene. Artık Antalyalı olan Salih’in gönderdiği mail şöyle:
Geçenlerde çok güzel bir toplantıya katıldım. Bu tür toplantılara öncelikle bir turizmci olarak katılıyorum, ama part-time bir gazeteci olarak da izliyorum.

Next Entry