Suat Tore
World of Traveller

Bin Tanrı Ülkesi Anadolu (13.01.2010)

Nisan 1st 2010 in Türkçe yazıları

Suat Töre

BU hafta seyahatimiz nedeniyle kosemizi dostumuz Deniz Tüfekci’nin gonderdigi maile birakiyoruz.
“Pagan din anlayışı, Kubaba, Kyble, Artemis, Athena, Yahudilik, Hristiyanlık, Müslümanlık… hatta şamanizmin kalıntıları..
Bu kadar çok çeşitli inancın bu kadar çok tapınağın ve tapanın, inananın var olduğu bir başka kara parçası dünyada yok..
İnananlar, inançlarını o kadar güzel, binlerce yıldan bu yana o kadar etkili biçimde ifade etmişler ki, bakıyorsunuz dünyanın en güzel Pagan Tapınakları bu topraklarda. Efes Artemis Bergama Zeus Altarı, bunların bir kaç örneği . Dünyanın en güzel Sinagogları da.. M.ö. 3. yy.arda Sardis/Salihli de bu topraklarda inşa edilmiş.
En güzel kiliseyi, en muhteşem Hristiyan tapınağını, Ayasofyayı da bu topraklarda Hristiyan devleti kuranlar inşa etmiştir.
İnsanoğlu,bugünün Avrupalısının ataları Ayasofya görkeminde bir benzerini yapabilmek için, tam bin yıl geçmesini beklemiş, ancak rönesansdan sonra benzerlerini inşa edebilmiştir.
İslamiyetin en güzel camileride bu topraklardan başka bir yerde değildir, Tanrıya sevgisinin bir sembolu olmuştur.
Bütün bunları kurgulayanlar, düşünenler, yapanlar, bu toprakların çocuklarıdır. Mimar Sinan da, Antemius da, İsidor da, Mehmet ağa da bu toprakların çocuklarıdır.
İtalya’dan, Rusya’dan, İran’dan, Arabistan’dan ya da Yunanistan’dan gelmemişlerdir.
S.Ahmet Camii ne kadar benimse, yanıbaşındaki Ayasofya da o kadar benimdir.
O nedenle Hacı Bektaş, Mevlana, Nasreddin Hoca ne kadar benim ve saygınsa gözümde, Antalyalı Noel Baba da o kadar saygın ve de benimdir.
Bu kadar inanç, farklı din, tapınak, tapınan, inanan insan neden bir başka toprakta değil de Anadolu’da göz önüne çıkmış?
Bunun bir nedeni olmalı !!
Kimilerinin iddia ettiği gibi Anadolu bir geçiş noktası değil, hedeflenen yerleşim alanıdır.
Tüm göçler Doğu’dan Batı’ya olurken, bu gerçek Anadolu’da farklılaşmış Batı’dan, Kuzey’den Güney’den ve Doğu’dan insanlar buraya göç etmiştir.
Kimmer’ler, Frig’ler, Akhalar, batıdan göç edenlerin bir kaç örneğidir. Bugün Bosnadan gelen, Arnavutluktan gelen topluluklar güncel örneklerdir.
Neden bu kadar çok ve çeşitli inanç, neden bu kadar göç?
Dünya haritasına bakalım.. Neredeyse bütün yarımadalar kuzey-Güney ekseninde yer almakta, Kamçatka, Birmanya, Hindistan, Arabistan, Sina, Yunanistan, İtalya, İber, Kuzeyde İskandinavya, Florida, Baha Kaliforniya… Dünya üzerindeki doğu batı ekseninde yer almış tek yarımada Anadolu yarımadasıdır.
4 mevsim bu topraklarda yaşıyor!! Diyeceksiniz ki bir çok ülke 4 mevsimi yaşıyor, doğrudur ama en uzun mevsimleri bizden başka kaç ülke yaşıyor? Yaşayan var mı? Antalya, Datça badem ağaçlarının ocak ayı sonunda çiçek açtığı yerlerdir. Oysa Erzurum, Van’ın özalp ilçesi halkı çiçek açmış badem, erik gibi meyveleri ancak mayıs ortasında görmeye başlıyor.. Neredeyse 6 ay ilkbahar! Eskiden göçer toplulukları Toroslardan başlarmış koyunlarını otlatmaya ocak ayının sonunda ve Erzurum’lara kadar taze ot yiye yiye koyunlar, davarlar haziran ortasına kadar yol alıyorlarmış Anadolu’da. Eee, bu kadar çok, bu kadar uzun süre yiyeceği sunan bu topraklara tabii ki herkes göç eder, önce hayvanlar, peşlerinden de insan toplulukları bu bereketli topraklara göç edip durmuş. 3 tarafı deniz, nefis bir iklim bu iklimin getirdiği tabiat zenginliği sular, meyveler bitkiler, hayvanlar… ne ararsan var!! Yok,yok!!
Böyle güzel bir toprağı gören tüm göçerler geldikleri yerde bulamadıkları bu güzellikleri bir şeyin yarattığını düşünmüşler ki, O bir şeye benim Tanrı dediğim yaratanı, kimileri Kybele, Kubaba,Ay, Güneş Zeus, Athena demiş. Bereket,üretim Tanrıları demişler.. Bunca inanılanın çok olması, inancın kuvvetli olmasının altında yatan gerçek, bu coğrafyanın, Anadolunun kendisinden başkası değildir.
Buraya gelenlerin kimisi inancını da beraber getirmiş. Kimisi bu topraklarda inancına sahip olmuş, kimileri değiştirmiş yenilemiştir.
En güzel pagan tapınağını yapan benim atalarım, o tapınağın malzemelerini kullanıp,daha sonra en güzel sinagogları inşa etmiştir, daha sonra da en güzel kiliseleri ve camileri… Bir önceki mabet, tapınak ne derseniz deyin, onun malzemeleri ile, taşlarıyla bir sonraki inancın mabedi inşa edilmiştir.
Cemaat inancını değiştirip,kendine göre yenilediği için tapınaklar boşalmış, yeni tapınaklar aynı cemaat tarafından yeniden yapılmıştır. Bilici yani kahin, olmuş haham, sonraki dönemde haham olmuş papaz, papaz olmuş hoca ya da dede…
Bu topraklarda tarih pek din savaşından bahsetmez, geleni mevcut olan kabul etmiş, hatta kendi tanrısının yanında gelenin tanrısını da baş üstünde tutmuş. Bakın Hititlilere, Asurlulara Friglere bunu görürsünüz. Hristiyan Yahudiye, Müslüman Hristiyana yani bir sonra gelen bir öncekine zulüm etmek yerine paylaşmaya çalışmıştır. Haçlıların yaptıkları Anadoluda bir din savaşından öte ekonomik bir istiladır, öyle olmasa Avrupalı Hristiyanlar 1204 yılındaki Latin istilasında İstanbul’da yerleşik Hristiyanların varlıklarını talan edermiydi? Sultanahmet meydanındaki o meşhur atın neden Venedikte, San Marco meydanında olduğunu anlıyormusunuz?
Belki sokakta yüz kişiden pek bilen çıkmaz ancak Anadolu tanrıları, en baştacı edilen Kibele, çok uzun yıllardır önemli tapınma merkezi olarak kabul edilen Kabe’de heykeli ile temsil edilirken, bu gün ”kıble” diye yöneldiğimiz yere adını verdiğini, Ka’be adının da Hitit’lilerin kutsal tapınaklarının adı olduğunu, ikisi de arapça olmayan bu kelimelerin Anadoludan türediğini, Anadolu inanç ögelerinin izlerinin bu günlerde bile canlı olarak görülebildiğini neden söylemeyelim.
Tanrının verdikleri karşısında Anadolu insanı paylaşmayı becermiş, aralarında yeni bir anlayışın temellerini oluşturmuşlardır. Diğerinin varlığını kendi varlık nedeninin ön şartı saymış. Onca çabaya karşın bu topraklarda gericilik, bağnazlık,köktendincilik güç kazanamıyorsa bunun nedeni bu topraklarda yaşayan adına Türk dediğimiz bu topluluğun, ulusun mayasındaki hoşgörüden, bir diğerini anlama isteğinden başka bir şey değildir. Kuşkusuz laiklik anlayışı bu mayanın esasıdır.
Bu topraklarda TANRI SEVGİSİ felsefesi hakim olurken, Anadolu dışındaki başka coğrafyalarda TANRI KORKUSU felsefesi ağır basmıştır.Bu, hangi inançtan,dinden olursa olsun hep böyle olmuştur.
Turizm ile ilgilenene kadar ülkemi gerçekte hiç tanımıyordum.
Tarih, Emin Oktay’ın yazdıklarından ibaretti. Okuduğumuz,resimlerini kitaplarda gördüğümüz Anadoludaki eski kentler,ören yerleri, taşlar,sütunlar ise ”gavurlardan” kalan harabelerdi.
Rehberlik kursunda o harebelerin ne olduğunu öğrendik, ”Gavurlardan”(genelde ”bizden”olmayanlara verdiğimiz bir genel ad olarak kullanıldığını varsayıyorum) değil öz be öz atalarımızdan kaldığını fark ettik..
Başka neleri fark ettik; Truva’nın da, Efes’in de,Ayasofya’nın da, S. Ahmet Camisi’nin de benim öz malım olduğu gerçeğini.
Sonra Fransızların, Almanların papazlarını tanıdım. çoğunun sakalı, kara cüppesi yoktu ama kendilerine ‘biz papazız ‘ diyorlardı. Heybeliada’da yeteri kadar papaz görmüş olduğunu sanan bir yurttaş olarak bu papazların ne istediğini bir türlü anlamıyordum.
Bize tur programları gönderiyorlar, Hattuşaş’ı, Hieropolis’i, Truva’yı Afrodisyas’ı, Kapadokya’yı, biliyorlardı. Bu papazlar şimdi Ayasofya’yı Kapadokya’yı merak ediyorlardır dedik ama onlar bu yerlerle yetinmiyorlardı…
Programlarında Derbe, Lystra, Psidian antioch, Antioch, Nyssia,Collossae vs.vs görmek,oraları da gezmek istiyorlardı…. İncili, revelation (vahiy ) bölümünü okuduk. Rev.act :2:15 diyordu. Ama halen Derbe, Collosae, Lystra, nedir, neden önemlidir bilmiyorduk. Papazlara mı sormadık, kütüphaneler mi gezmedik, Boğaziçi üniversitesi’nin kütüphanesi az mı günümüzü aldı. Araştıra araştıra sora sora öğrendik.
Bu topraklar önce pagan inancının,çok tanrılı inanç sistemlerinin, sonra da tek tanrılı semavi dinlerin serpilip geliştiği, dünyaya yayıldığı topraklardır. Hepsini yapan, yayan benim atalarımdır.
YAŞADIĞIMIZ TOPRAKLARIMIZDAN HABERDAR OLMAYAN,BAĞRINDA TAŞIDIĞI DEĞERLERİ BİLMEYEN BİZLER BUNU FARKEDİP ANLADIĞIMIZ GüN,öNCE KENDİ İNSANIMIZA,SONRA YABANCILARA,TURİSTLERE ANLATMAYA BAŞLAYACAĞIZ. MİLYONLARCA İNANAN BU TOPRAKLARA İNANçLARININ KöKLERİNİ BULMAK İçİN üLKEMİZE TüRKİYE’YE GELECEKTİR. BİLİN Kİ GELEN BU TOPRAKLARDA YAŞAYAN İNSANLARI SEVECEK,SAYGI DUYACAKTIR.’’
Deniz Tüfekci’ye katılmamak mümkun mü?
[email protected]

(13.01.2010)




required



required - won't be displayed


Your Comment:

İSTANBUL Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Emre Bilgili ” İstanbul’a gelen turisti çıkarırsanız Türkiye eksidedir” demiş. Doğrudur. Ama Antalya’yı, Muğla’yı, vs da çıkarırsanız Türkiye yine eksidedir!! Ancak bu yalnız bu seneye ait bir doğru da değildir. Bu illerimize gelen turist sayıları çıkartılırsa her yıl Türkiye ekside kalır.

Previous Entry

ÖZELLİKLE Avrupa ülkelerine gittiğimizde kaldığımız otellere ödediğimiz paraları ve ülkemizdeki tesislerle mukayeseni bu köşede çok sık yazdık. 2-3 yıldızlı otellerimizin bile Londra’da, Paris’te, Roma’da… vd. birçok Avrupa şehrinde 4 yıldız verilen otellerden bile donanım, kalite ve servis olarak çok daha üstün olduğunu vurguladık.

Next Entry