Suat Tore
World of Traveller

En iyi biziz ödülü! (24.02.2010)

Nisan 1st 2010 in Türkçe yazıları

Suat Töre

GEÇTİĞİMİZ hafta Bahçeşehir Üniversitesi hocası Deniz Ülke Arıboğan yaptığı uzakdoğu gezisinden sonra yazısına “Dünya Ay’a Biz Yaya’’ başlığını atmıştı.
Değerli hocamız Çin’in parlayan yıldızları olarak Hong Kong ve Macau’nun gelişiminden ve Çinlilerin artık kendi ülkelerinin kaynaklarıyla, kendi topraklarında yatırım yoluna girdiklerinden söz ediyor. Bölgedeki insan kalitesi ve eğitim düzeyinin çok yüksek olduğunu vurguluyor. Sonuçta da ”Dünya Ay’a biz yaya” diyerek kaybettiklerimizi hatirlatiyor.
Bu köşenin okurları hatırlayacaktır. Biz Çin’i 2 yıl önce yazmaya başladık. Hong Kong’u, Macau’yu, Bangkok’u, Singapur’u her yıl katıldıgımız turizm fuarlarından sonra hep köşemize tasıdık. 20 yıl önce turisti yatıracak oteli olmayan, 4 yıldız diye konakladığımız otelde pis yastıklarına tişörtlerimizi serdiğimiz Çin’ in, turizmini gelin bir de şimdi görün.
Hong Kong ve Macau ise Çin’den ayrıcalıklı idareleri ile zaten 20 yıl önce de turizmin her kıstasında bize fark atıyorlardı. Şimdi artık Çin de aynı durumda.
Ya diğer önem vermediğimiz Asya ülkeleri. Tayland, Brunei, Vietnam, Kamboçya ve hele Malezya.
Bu ülkeleri de daha yakın zamanlarda hep yazdık. Biz turizmi sadece tesis, otel olarak gorurken onların nasıl çevreye, turiste değer verdiklerini, yatırımlarını nasıl bilinçli programlar doğrultusunda yaptıklarını izledik. Biz turist sayısıyla övündük. Sezon başlarında 8 pounda 4 yıldızlı tesisimizi satarak kişi başı turist harcamasını düşürdük de düşürdük. Ucuz turist ile 5 yıldızlı tesislerimizi kısa sürede yıprattık, para da kazanamadık. Turisti yeni tesislerimizde yatırdık ama kapıdan dışarı çıktığında gördüğü pisliği ortadan kaldıramadık.
Elbette ülkemize her yıl 20 milyonun üzerinde turist gelecek. Adını saydığımız yukardaki ülkelerin neredeyse hepsinden fazla derin tarihimiz ve kültürel zenginliğimiz var. Cografyamızın bize hediye ettiği doğal güzelliklerimiz ve 4 mevsime yayılan iklim avantajlarımız da ayrı. Bu 20-25 milyon turistin bizim ülkemiz için çok küçük bir rakam olduğunun da farkında değiliz.
Gelirimizi artırmak, ülkemizin turizmini hakkı olan değerlerden pazarlamak için de yapmamız gereken çok iş var.
Bunun için önce ülke içinde huzuru sağlamak gerek. İnsanlarımıza iyi yaşam koşullarını sağlamadan yabancı konuklara istediğiniz koşullarda hizmet götüremezsiniz. Aklınıza gelebilecek hemen her konuda insanlarımız kötü hizmeti çok pahalı satın alıyor. Benzinden elektriğe, doğal gazdan telefona, internete, yeme içmeden tatile seyahate yukarıda yazdığımız ülkelerin hemen hepsinden hem çok daha kötü hizmet alıyor, hem çok daha fazla para ödüyor ve hem de aldatılıyor. Bunları hemen her gün medyamızda okuyor ve görüyoruz. Haftaya bu konuda kişisel ama tüm insanlarımızın da yaşadığına inandığımız haksızlıkları örnekleriyle yazacağız.
Anadolu’ya, turistik bölgelerimize gitmeden kültür başkentimiz İstanbul’a bakalım. Ulaşım sorunları, yıllardır ikazlara rağmen düzeltilemeyen bozuk yolları, güvenlik sorunları, çevre kirlilikleri…
Hocamız “Biz türban, cumhurbaşkanlığının görev süresi, YÖK, anayasa, darbe, Ergenekon tartışa duralım, eller uzaya gitmek yerine uzayı dünyaya taşımışlar, biz ancak seyrine bakalım’’ diyor.
Eh böyle olunca yukarıda yazdığımız 10-15 yıl önce hiç önem vermediğimiz ülkelerin bugün geldikleri yere bakıp üzülmekte haksız değil miyiz?
Üzüldünüz mü? İçiniz mi karardı? Öyleyse boşverin. Hadi gelin birbirimize en güzel tesis, en iyi acenta, en başarılı turizmcimiz… gibi öduller verelim. Türk’ün Türk’e propagandasını yapalım. İçelim, eğlenelim. Bugün varız yarın yokuz nasıl olsa!

e-mail:suattore@smpublication.com

(24.02.2010)




required



required - won't be displayed


Your Comment:

GEÇEN hafta yazdığımız Brunei’de düzenlenen Asya Turizm Forumu’nun sonrasında Malezya’nın Sabah bölgesine tekrar gittik. 1995 yılında Kuala Lumpur’da düzenlenen PATA Travel Mart’ın ardından 3 günlüğüne düzenlenen post tur’da çok kısa kaldığımız Sabah doğrusu aklımızda yer etmiş ve tamamını görememiştik.

Previous Entry

DOĞA Deneği “BANKALARI DURDUR! Garanti Bankası ve Akbank’a Sesini Duyur: Hasankeyf Yok Olmasın’’ diye mail atmış.
“Ilısu Barajı Projesi nedeniyle sular altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya olan Hasankeyf ve Dicle Vadisi, UNESCO Dünya Mirası kriterlerinin onda dokuzunu sağlayan dünyadaki tek doğa ve kültür mirası.

Next Entry