Suat Tore
World of Traveller

ITB–Berlin’de reklam iyi, PR zayıf (17.03.2010)

Nisan 1st 2010 in Türkçe yazıları

Suat Töre

BU yıl 44. yapılan dünyanın en büyük turizm etkinliği ITB de partner ülke Türkiye idi. Ülkemiz partner olma fırsatını reklamları ile iyi değerlendirdi.
Hava alanlarından baslayarak tüm mecralarda şehre yayılan reklamlarımız fuarın gerçekleştiği alanda doruğa çıktı.
Geleneksel olarak partner ülkelere tanınan açılış seramonisi organizasyonu ve fuar süresince fuar içinde ve dışında gerçekleşen etkinlikler, reklam açısından başarılıydı.
Reklamlardaki bu başarılı çalışmalara karşılık ülkemizdeki turizm olanaklarını kitlelere taşıyacak PR çalışmalarımız yine zayıftı.
Sağlık, Termal, Kongre, Kültür, Spor.. gibi turizm çeşitlerimizi tanıtacak konferanslar, seminerler, basın toplantıları… vd. etkinlikler yapılabilirdi.
2010 Kültür Başkenti İstanbul’u reklamların bir köşesindeki logonun dışında neredeyse hiç göremedik. TUROB’un THY ile ortak 10 çifte İstanbul seyahat çekilisi dışında 2010 Istanbul kültür komitesinin ITB / Almanya icin bir çalışması/ bütçesi var mıydı? Aylardır 2010 kültür başkenti İstanbul diyoruz ama yılın ilk çeyreği bitti. Yılın geri kalan dönemi için yapılacaklar ITB de partner ülke olma fırsatı ile kullanılabilirdi. Hiç değilse bizim de daha U2 konseri dışında bilemedigimiz 2010 İstanbul kültür etkinlileri takvimi düzenlenen basın toplantısında açıklanabilirdi. Bu fırsat da kaçtı!
2010’da ülkemizde Dünya Basketbol Şampiyonası yapılacak. ITB de hiç duyurulmayan bu önemli organizasyon için neler yapılmazdı ki?
Lunaparklardaki gibi bir pota ile 3 baskete bir bilet düşünülemez miydi? Ya da imza dağıtmaya bir ünlü NBA yıldızı getirelemezmiydi?
Keza 2011 Erzurum’da gerçekleşecek üniversite kış olimpiyatı ve hatta aday olduğumuz 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası hiç aklımıza gelmemişti.
ITB’de dünya turizmcileri buluşuyor. Yapılacak etkinliklerin yalnızca Almanlara dönük olma yanılgısından çıkmamız lazım. Biz gazeteci olarak ITB’ye registre olduğumuz ocak ayından itibaren 20 ayrı ülkenin basın toplantısı ve etkinliklerine davet aldık.
ITB’de bulunan önemli pazarlarımızdan çesitli gazetecileri bu toplantılarımıza neden çağırmayız?
Bizim sönük basın toplantımızda Türk ve birkaç Alman basın mensubunun dışında gazeteci göremedik. Bir iki basit soru dışında soru bile sorulmadı!..
Bir de şu kendi kendimize ödül verme komikliklerini bırakalım artık. “Türk’ün Türk’e propagandası”, ”körler sağırlar birbirini ağırlar” neredeyse her yurtdışı fuardaki klasiklerimiz arasına girdi. Ödül vereceksek, ülkemize dönük ciddi kriterleri ve seçicileri bulup yabancı turizmcilere verelim ya da bırakın da bu işi yabancılar üstlensin DRV, FWV… gibi kuruluşlardan isteyelim onlar en iyi otelimizi, turimcimizi falan seçsin.
DRV, ITB… gibi kuruluşların başkanlarına bakanımız nasılsa bir vesile ile plaketlerini verir!
Sonuçta ITB de 2 milyon euro kadar harcayarak iyi reklam yaptık. Ama görsel reklamların yanında Antakya Medeniyetler Korosu ve Troja dışında etkinliğimiz olmadı. PR çalışmalarında zayıf kaldık. Stantlarda düzenlenen küçük dinletileri, gösterileri, çekilişleri ITB’ye katılan 180’i aşkın ülke standında da görebilirsiniz.
Alman pazarına gelince; bizim için gelirden önce daima ve daima turist sayısı geldiğinden adeti bozmayalım! 2005’de 4.244.000 Alman ziyaretçi sayımız, 2006’da 3.761.000’e düşüp, 2007’de 4.148.200, 2008’de 4.415.500 ve 2009’da 4.488.350 şeklinde bakanlığımızın rakamları olarak açıklandı. Yani 2005 rakamını ancak 2008’de yakaladık ve 2009’da da ancak % 1.65 artırabildik. Tabii bu rakamların ne kadar sağlıklı olduğu şüphelidir. ITB sırasında açıklanan “TourismusAnalyse’’ raporu rakamlarına göre 2009’da ülkemize gelen Alman sayısı 3.100.000’dir. Bizim rakamlarımızla oluşan aradaki fark muhtemelen Almanya’da yaşayan Türk vatandaşları olsa gerektir. Aynı raporda dünyanın en gezgin milleti olan Almanların 2010’da İspanya’dan sonra Türkiye’yi tercih edecekleri vurgulanmaktadır. Bizim otoritelerin de ITB sonrası genel kanısı 2010’da %5-10 arası bir pazar genişlemesidir. Bu ciddi bir artış beklentisidir. Umariz gelir de böyle bir yüzdeyle artar!
Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta son dakika satışlarda fiyat kırma konusudur. Adı gecen rapor Almanların günlük seyahat harcamasında en ucuz ulkenin 80.-Euro ile Türkiye olduğunu göstermektedir. Rakiplerimizden İspanya’nın 82.-, Yunanistan’ın 87.- Euro harcama ile üstümüzde yer aldığını da belirtelim.
Büyük ekonomik kriz yaşayan Yunanistan’ın AB ülkelerince destekleneceği ve bunun da turizm yoluyla gercekleşeceği duyumları Alman pazarında fiyat kırmalara umarız yol açmaz.
[email protected]

(17.03.2010)




required



required - won't be displayed


Your Comment:

ÇİN Çin !!! Sağlığınıza, şerefinize, yarasın ya da afiyet olsun da, Çin aldı başını gidiyor farkındamıyız?
Bu köşede sık sık Çin diye yazıyoruz, kimsenin umurunda değil. Bu hafta Çin Çin diyerek biraz daha dikkat çekmeyi deneyelim dedik.

Previous Entry

BERLİN’den ne güzel dönmüştük. 2 Milyon Euro verip Almanya’da Türkiye Rüzgarı estirmiş, bütün Almanların dikkatini çekmiş, bu yıl %10’lara kadar artan bir Alman turist göreceğimizi oralardan ülkemize müjdelemistik.
Ama geçen hafta Almanların ünlü gazetesi Welt Alman turizminin önde gelen isimlerine 2010’un favori destinasyonlarını sormuş.

Next Entry