Suat Tore
World of Traveller

Volga da Terapi -3-

Ağustos 9th 2011 in Türkçe yazıları

Geçen hafta batan tur operatörleri, Dolar ve Euro’nun zıplayışı ve turizmimizde beklenen etkileri gündemin başlıkları idi.  Biz bu gelişmelerin yansımalarını daha sonraki haftalara bırakıp tatil terapimizi bitirelim.

Volgaya açılıp ilk yerleşim merkezi Korkunç Ivan’ın şehri Kalyazin’i gemimizden selamlıyoruz. Sular altında kalan çan kulesi ve Aziz Nikolay kilisesini gemiden fotograflıyarak ilk durağımız Ugliç’e yanaşıyoruz. Her Rus şehrinde hisar yada kale anlamı taşıyan Kremlin Ugliç’de de tur rotamızda. Aziz Dimitri Kilisesi ve Yeniden Doğuş Katedrali, ardından el yapımı saatleri ile ünlü şehrin açık halk pazarında alışveriş ve gemiye dönüş.

Bir sonraki gün Rusya’nın en eski şehirlerinden olan ve geçen yıl 1000. Kuruluş yıldönümünü büyük etkinlikler ile kutlayan Yaroslav’a ulaşıyoruz. İlk Rus tiyatrosunun da kurulduğu Yaroslav şehri tarih boyunca ticari bir merkez olmuş. Hz.Isa’nın Transfigürasyonu Manastırı ve Aziz Ilyas Peygamber Klisesi ile şehir günümüzde önemli bir turizm destinasyonu olmuş.

Sonraki günün durağı Goritsy şehrine varmadan bizim Van gölünden de daha büyük olan Rybinskoye yapay gölünü boydan boya geçiyoruz. Goritsy bahçelerinin gezilmesi, Krillo-Belozerski Manastırı, köy evi ziyareti ve elbette alışverişin ardından yola devam ediyoruz.

Ertesi sabah Kaptan Köşkünü ziyeret ederek teknik bilgiler alıyoruz. Doğu Almanya’da 1989 yılında yapılan gemimizin yolculuğumuz boyunca 1805 km yol yapacağını, sığ bölgelerde nehrin dibinden 1 m ye kadar, neredeyse teğet geçişler yaptığı gibi ilginç detayları öğreniyoruz.

Ardından Avrupa’nın ikinci büyük gölü olan ve 1300 kadar adası ile 30 değişik balığın yaşadığı ve 200 farklı kuş çeşidine ev sahipliği yapan Onega denizine ulaşıyoruz. Onega’nın kuzeyinde yer alan Kizhi limanında kısa bir yürüyüş sonrası hiç çivi çakılmadan yapılan Ahşap Kilise’yi geziyoruz. Avrupanın iki büyük gölünü birbirine bağlayan Svir nehrini muhteşem ağaçların oluşturduğu ormanlar arasından geçiyoruz. Sonraki durağımız bu kez Avrupa’nın en büyük gölü Ladoga kıyılarındaki Mandrogi. Mandrogi bir aile parkı. İçinde otelleri, köşkleri, saunaları, Türk hamamları, çeşitli bahçeleri, küçük göl ve ırmakları olan bir park. Aynı zamanda bir eğlence parkı da. Çocuk parklarından atla gezinti de yapılabilen çiftlikleri, alışveriş merkezlerini de barındırıyor. Uzunca parkı geziyor ve Barbekü Partisi ile öğle yemeğimizi alıyoruz.

Ve nihayet son durağımız St.Petersburg’a ertesi gün ulaşıyoruz. St.Petersburg’da da üç gün kalacağız ama bu şehre üç günün yetmediğini de son günümüzde anlıyoruz. St.Petersburg’u 10 yıl kadar önce bir Ekim ayındaki turizm fuarı nedeniyle yine üç günlüğüne gelmiş,  pek gezememiş ama çok beğenmiştik.  Şimdi iddia ediyoruz, St.Petersburg Avrupa’nın en güzel tarihi şehri. Kanalları nedeniyle şehre kuzeyin Venediği derler, ama bizce St.Petersburg neredeyse tüm şehri kaplayan, hemen tüm binalarından tarih ve süsleme fışkıran yapıları ve zenginliği ile mukayese kabul etmez. Üç gün boyunca şehir merkezinde hızlıca görebildiğimiz Vasili Adası, Eski Borsa Binası, Saray Meydanı, Eski Deniz Fenerleri, Nevsky Caddesi, Aziz İzak Katedrali, Kurtarıcı’nın Kanı Kilisesi. Peter&Paul Kalesi mutlaka görülecek yerler arasında. Hermitage müzesini New York Metopolitan müzesinde olduğu gibi bir haftada bitiremezsiniz. Rehberimizin espri ile söylediği gibi müzedeki her bir esere 1 dakika ayırırsanız size tam üç yıl gerekiyor. Şehre 1 saat kadar uzaklıktaki Peterhoff Alt Park da mutlaka görülmesi gerekli bir yer.Yüzlerce değişik çeşidi ile fiskiyeler, çiçek bahçeleri, kanallar ve ihtişamın son noktası yapılar.

Sonuçta bu kadarını ummadığımız halde müthiş keyifler alarak bir nehir gezisini bitirdik.Üç  kelimeyle anlat derseniz ‘’ruhumuz bile dinlendi’’ deriz.

 




required



required - won't be displayed


Your Comment:

Haftanın gündeminde bu kez rekor değil ama gelirde ilk 6 aydaki %24.4 artış var. Geçen hafta turist sayısını bırakın, gelire ve kişi başı turist harcamasına bakın demiştik. TUİK hemen cevap verdi sanki! Geçen yılın aynı dönemindeki kişi başı turist harcaması 503 USD dan 556 USD ‘a yükselmiş. Ne diyelim, Maaşallah, maaşallah !!

Previous Entry

Her sezon yazarız ya.. ! Tatillerimizde yabancı misafirler ile dostluklar kurduğumuz zaman, gazetecilik merakımızdan, onlarla hizmetini paylaştığımız tesiste kaç paraya kaldıklarını hep sorarız. Sonra da köşemizde yazarız, ”yabancılar aynı tesiste bizden çok ucuz tatil yapıyor, Türkler aynı tesise yabancılardan üç misli fazla para veriyor” .

Next Entry