Suat Tore
World of Traveller

Kruvaziyer Turizmi – 3

Temmuz 24th 2012 in Türkçe yazıları

Kruvaziyer Turizmi ile ilgili görüşleri sürdürüyoruz.Bu hafta Pronto Tour’dan Sarp Özkar’ın görüşleri ile başlıyoruz.’’ Son yıllarda Türkiye pazarına yavaş yavaş İzmir, Çeşme, Kuşadası ve İstanbul limanlarına dünyanın en büyük ve kaliteli gemileri gelmeye başladı. En güzel Avrupa turlarına en az bir Türk limanını koyarak rotalarını oluşturuyorlar. Burada cruise konusunda geri kalmamızın en önemli sebeplerinden biri limanlarımızın yıllarca bakım ve yatırımdan uzak olması, en önemlisi de Cruise seyahatine uygunluğundan ziyade kuru yük gemi ticaretleri için planlanmış olmasından kaynaklanıyor. Bir diğer unsur ise Yunanistan ile kıyaslandığında bizim liman vergilerimiz de çok daha pahalı. Sonuçta büyük cruise firmaları destinasyonun kalitesine baksalar da liman vergileri konusunuda bir şehre gitmek için kriter sayabiliyorlar. Örneğin Avrupa’dan Türkiye gelirken yol üzerinde bir duraklama yapmak adına Fransa’da duraklamak yerine Yunanistan’ı tercih ediyorlar. Cannes- Nice-Monaco’yu gezmek turist için cazip iken, gemilerin bir kısmı destinasyonu bir kenara bırakıp dörtte bir fiyatlarına olan Yunanistan limanlarında durup destinasyon kalitesinden ziyade tasarrufu düşünebiliyor. Bu sistem son yıllarda maliyetlerin çok artması buna paralel cruise fiyatlarının rekabet nedeniyle çok fazla düşmesi sonucu gemi firmalarının da maliyetlerini kontrol çabası aslında. Liman vergileri konusunda belki İstanbul’da değil ama alternatif limanlar açarak rakip ülkelerle rekabet edecek fiyatlara sahip olmamız cruise gemilerinin çok daha fazla rağbet göstermesine sebep olacaktır. Son yıllarda basında da sıkça yer alması nedeniyle büyük cruise gemilerinin Türkiye limanlarına gelmesi, ilk defa yaz boyunca vizesiz Yunan Adaları turu yapmamızın ardından Yunan Adalarında birçok geminin rekabet halinde pazarda yer alması fiyatları rekabetten ötürü çok düşürdü. Basında da sıkça yer alması tüketicinin de ilgisini çekmeye başladı. Bununla birlikte geçtiğimiz yıllarda Ankara ve Samsun gibi gemilerle yıllarca seyahat etmiş Türk tatilci aslında gemi seyahatini her zaman en pahalı tatil imajıyla tanımlıyordu, hatta bu konuda da haklıydılar, çünkü gemilere çok az kişi ve Türkiye’nin üst gelir grubuna sahip olan insanları binebiliyordu. Bunun da sebebi Türk limanlarına çok fazla cruise gemisi gelmiyor ve uçaklarda Avrupa’ya çok pahalı idi. Yıllarca bu şekilde pahalı gözüken bir tatil anlayışını Türk tatilcilere biz Tur Operatörlerinin ve Gemi Firmalarının ürünleri güzel ifade ederek, aslında bir kara turuna çıkmaktan bile ekonomik olduğunu iyi anlatabilmemiz gerekiyor. Fiyatların 199 Euro’lara düştüğü, bu fiyata gemide 3 gece konaklama, yanı sıra sabah, öğle ve akşam yemeklerinin dahil oluşunu böylelikle herhangi bir yurtdışı kara turuna bile gidilse sadece 4 günde yeme içmeye harcanabilecek kadar paraya cruise yapılabileceğini aktarmamız gerekiyor. Son dönemde de Tur Operatörlerinin birçoğu, büyük reklamlar vererek ve özel cruise departmanları kurarak bunu Türk tatilcilere tanıtmaya ve cruise’un herkese hitap etmeye başladığını anlatmaya çalışıyorlar. Kısa zamanda satış patlaması yaşanacağına inancım tamdır. ‘’

Setur Turizm Genel Müdürü Üstün Özbey’in Kruvaziyer Turizm iler ilgili görüşleri ise şöyle; Kruvaziyer turizmi dünyada çok hızlı gelişen ve bu turizme ev sahipliği yapan ülkelere, şehirlere de oldukça yüklü gelir bırakan bir turizm şekli. Son yıllarda Türkiye’deki kruvaziyer limanlarımızın birçoğu özelleşmiş durumdadır. Bugün her liman kendi trafiğini ve potansiyelini arttırmak için yenilenme ve yapılanma çalışmaları içerisine girmiştir. Lüks gemilerle yapılan ve üst gelir grubuna ait kişilere hitap eden kruvaziyer turizmi dünya genelinde her yıl yüzde 10 civarında büyüme kaydederken, güncel verilere göre Türkiye’de yıllık büyüme oranı, dünya ortalamasının oldukça üzerinde seyretti. Kuşadası, İstanbul, İzmir, Bodrum, Marmaris ve Antalya kruvaziyer gemilerinin Türkiye’deki en gözde limanları arasında yer alıyor ve bu kentlerde kruvaziyer turizmi açısından büyük bir potansiyel mevcut. Son 10 yıldır uygulanan devlet politikalarıyla denizciliğin gelişmesi adına çok önemli ve değerli adımlar atılıyor ancak, Türkiye’nin bu alanda halen daha yolun başında olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de kruvaziyer turizminin gelişmemesinin en büyük sebebi yeterli liman bulunmayışı. Türkiye adına rakamlar sevindirici olsa da, limanlarımız, kruvaziyer gemilerini istihdam edebilmek için maalesef yetersiz kalmaktadır. Limanlarımızın kapasitesi çok düşük  olduğundan, kruvaziyer turizminde büyük payı komşularımız almaktadır. Barselona Limanına bir anda 8 tane cruise gemisi, Pire ve Marsilya’ya 6şar gemi yanaşabilirken, İstanbul’a sadece bir gemi yanaşabiliyor. Kruvaziyer firmalarının yolcu sayısını artırmak için gemi boyutlarını büyütken rotalarına da yeni güzergahlar ekliyorlar. Türkiye’de de kruvaziyer turizmine yönelik çok farklı limanlar ve gezi alternatifleri sunulabilir. Karadeniz kıyılarımız ön plana çıkarılabilir. Ancak, bu alanda daha da gelişebilmek için limanlarımızı da rakip Avrupa ülkeleri seviyelerine getirmeliyiz. Dört tarafı denizlerle çevrili ülkemizde, kruvaziyer turizmine yönelik daha çok yatırım yapılması gerektiğini düşünüyorum. Kruvaziyer turizminde cazibe merkezi haline gelebilmek için, uluslararası kruvaziyer filmalarıyla ciddi anlaşmalar yapmak, Türkiyeyi bu gemi firmalarının rotasına sokmaya çalışmak gerekiyor.’’ Haftaya Kruvaziyer Turizmi yazı dizimizi tamamlayacağız.




required



required - won't be displayed


Your Comment:

Kruvaziyer Turizmi ile ilgili görüşlere bu hafta da devam ediyoruz. Önce Apex Turizm’den Orhan Üstündağ görüşleri; ‘’Dünya Cruise pazarının son hızla büyüdüğü dünyamızda ülkemizin bu pazardan daha fazla pay alabilmesi için öncelikle el birliği ile çalışmak gerekiyor.

Previous Entry

Türkiye’nin Kruvaziyer turizmi ile ilgili son sözü, bu turizm çeşidinin ülkemizdeki en eski temsilcisi Tura Turizm’den Erkunt Öner’e bırakıyoruz.

Next Entry