Suat Tore
World of Traveller

Kruvaziyer Turizmi – 5

Ağustos 7th 2012 in Türkçe yazıları

Türkiye’nin Kruvaziyer turizmi ile ilgili görüşleri geçen hafta başladığımız Tura Turizm’den Erkunt Öner’in görüşleri ile tamamlıyoruz.

‘’Başka bir araştırmaya göre de, bir yıl içerisinde aynı destinasyona  yirmi sefer yapan bir kruvaziyer gemisinin getirisi, aynı yerde bulunan 1.000 yataklı 5 yıldızlı bir otelin yıllık getirisine eşit olacağı saptanmıştır. Ayrıca, otel için 100 milyon USD yatırım bedeli gerekirken kruvaziyer ziyareti konusunda (mevcut liman altyapısının yeterli olduğu durumlarda) yatırım bedeli bulunmamaktadır. Yukarıda belirttiğim gibi, bu turizm şekli az bir yatırımla önemli miktarlarda gelir getirebilmektedir.

Ülkemiz limanlarına mevcut talebi arttırmak yani kruvaziyer işletmecisi firmaların sefer sayılarını arttırmanın önündeki en önemli engel liman yetersizliğidir. Özellikle de İstanbul limanı, yoğun talebi karşılamakta zorlanmaktadır. Salı Pazarı ve Karaköy rıhtımlarına en fazla 3 büyük gemi yanaşabilmekte ve yoğun günlerde açığa demirlemek zorunda kalan gemilerde olmaktadır. Ortalama 2500 yolcunun, şehir turlarına çıkmak üzere teknelerle nakledilmeleri zahmetli ve zaman kaybettiren bir işlem olduğu için hem acentalar hem de kruvaziyer şirketlerinin hiç istemedikleri bir durumdur. Aynı şekilde, Karaköy rıhtımından çıkan yolcuların otobüslere bindirilmeleri esnasında ciddi bir zaman kaybı ve trafik sıkışıklığı yaşanmaktadır. Geminin limanda geçirdiği sürenin ortalama 6 saat olduğu düşünülürse bu sınırlı zamanın 2 saatini ulaşımla kaybetmek yolcularda ciddi anlamda memnuniyetsizlik yaratmaktadır. Operasyon  anlamında Salı Pazarı rıhtımı daha rahat olmakla birlikte ne yazık ki sadece 2 büyük gemi alabilmektedir.

İstanbul’a olan talep her yıl artmaktadır, bu talebi karşılayabilmek için uluslararası standartlara uygun projelendirilmiş yeni bir limana ihtiyaç olduğu kesindir.  Istanbul Seaport, Zeytinburnu’nda  450.000 m2 alan üzerine konuşlandırılmış, kruvaziyer limanı, marina, alışveriş ve kültür merkezi, 5 yıldızlı otel, yeşil alanları da içeren karma bir projedir. Tamamlandığında hem yerel halk hem de turistler için bir çekim merkezi olması üzere tasarlanmıştır. Tarihi yarım adaya ve havaalanına kolay ulaşım sağlayan konumu da çok önemli bir avantajdır. Böyle bir liman, aynı zamanda kruvaziyer firmalarının turn around (yolcu değişim) operasyonlarını arttırmaları ve giderek burayı home port olarak seçmelerini de sağlayacaktır. İstanbul’un kruvaziyer coğrafyasındaki yeri ve modern yeni limanın varlığı sayesinde İstanbul’da başlayan ve biten 1 hafta Ege – 1 hafta Karadeniz Butterfly Cruises konseptini opere etmek mümkün olacaktır. Yerli ve yabancı yolcular, gemiye binmek üzere geldikleri İstanbul’da kruz programı öncesi ya da sonrası konaklamayı da tercih edebilirler.

Geliştirme ve iyileştirme çalışmalarının Kuşadası ve İzmir limanlarında da yapılması gerekmektedir. Kuşadasında otopark alanı ve liman giriş kapısı mevcut yoğunlukta yetersiz kalmaktadır.

İzmir’de ise, bazı durumlarda ticari gemilere ayrılmış rıhtımlar kullanılmak zorunda kalınmaktadır. Çok yüksek bir miktarla uygulanan Sahil Sıhhiye Vergisi ise başka bir engel teşkil etmektedir.

Sadece ülkemizde bu oranda alınması nedeniyle geminin toplam harcamalarını ciddi anlamda arttırarak caydırıcı bir etki yaratmaktadır. Ülkemizdeki kruvaziyer turizmini outgoing anlamında incelediğimizde iç piyasada önemli bir potansiyele sahip olduğumuzu görmekteyiz. Tatilini yurt dışında geçirmeye alışkın ve buna gücü yetebilecek hatırı sayılır bir kitle zaten mevcut. 75 milyonluk nüfusumuzun yaş ortalaması 29 ve ülkemiz Avrupa’nın en büyük 6.ekonomisi (IMF) durumunda. Bunun yanısıra, kruvaziyer turları, özellikle en çok rağbet gören Ege Adaları kişi başı 130 EU’dan başlayan fiyatlarla sunuluyor. Geniş fiyat ve ürün yelpazesi her kesime uygun kruvaziyer ürünleri bulunmasını sağlıyor. Iç piyasada satış rakamları 2010 yılında 42.000 kişi, 2011de de 55.000 kişiyi bulmuştur, artış oranı da 31 %’dir. Bu sayılar belli bir gelişmeyi işaret etse de henüz yeterli oranlara ulaşamamıştır. İç piyasanın haricinde, Karadeniz ve Orta Doğu ülkeleri de Türkiye çıkışlı kruvaziyer programları satışları açısından önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Ülkemizin coğrafi konumu açısından, 295 milyon nüfuslu Karadeniz ve 264 milyon nüfuslu Orta Doğu’nun merkezinde yer almaktadır. Gelir düzeyinin hızla yükseldiği Rusya ve zaten refah içinde olan Arap ülkelerinin bu programların satışı açısından önemli bir potansiyel barındırdıkları açıktır. En fazla 7 günde, Ege Adaları, Ege ve Doğu Akdeniz ve Karadeniz gibi programlardan birini  yapacak gemiler için çıkış limanı olarak İstanbul ve İzmir mükemmel konuma sahiptir. Yukarıda bahsettiğimiz ülkelerden İstanbul’a pek çok direkt uçuş olduğu da hesaba katılırsa, bu bölgeden kruvaziyer yolcusu çekme ihtimalinin çok yüksek olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Pre ve post kruz konaklamaları da ayrıca ülkemize gelir kaynağı sağlayacaktır.’’




required



required - won't be displayed


Your Comment:

Türkiye’nin Kruvaziyer turizmi ile ilgili son sözü, bu turizm çeşidinin ülkemizdeki en eski temsilcisi Tura Turizm’den Erkunt Öner’e bırakıyoruz.

Previous Entry

Bu hafta Meclisin Ekim ayında açılışı ile gündeme gelecek 1618 sayılı Seyahat Acentaları Birliği yasası ile ilgili bize de ulaşan Travel Terminal Seyahat Acentasi Genel Muduru Bulent Bek’in gorüşlerini köşemize taşıyoruz.

Next Entry