Suat Tore
World of Traveller

Sürdürülebilir Turizm-2-

Nisan 16th 2013 in Türkçe yazıları

TÜSİAD tarafından hazırlanan “Sürdürülebilir Turizm” raporuna çeçen haftadan devam ediyoruz.

Nitekim 2011 yılında kurulan TÜSİAD Turizm Çalışma Grubu TÜSİAD’ın genel politikalarına yön veren sürdürülebilirlik anlayışını destekleyecek bir şekilde ilk teması olarak “Sürdürülebilir Turizm” konusunu belirlemiştir. Çalışmalarının ilk ayağında Turizm Çalışma Grubu, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının desteği ve Boğaziçi Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümü’nün işbirliği ile 21 Haziran 2011’de sürdürülebilir turizm temalı bir çalıştay düzenlemiştir. Çalışmaların ikinci ayağında ise turizme yön veren ekonomik, sosyal ve çevresel bileşenlerin tartışıldığı çalıştayın çıktıları genişletilerek, Türkiye turizm sektörünün planlaması, rekabet gücü, karşılaşabileceği güçlükler ve finansman alternatifleri konularının tartışıldığı ‘Sürdürülebilir Turizm” raporu hazırlanmıştır.

TÜSİAD tarafından hazırlanan “Sürdürülebilir Turizm” raporunda, sürdürülebilirlik anlayışının turizm sektörü tarafından tüm bileşenleriyle benimsenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Aksi takdirde hızlı nüfus artışı ve tükenen doğal kaynaklar neticesinde turizmin orta ve uzun vadede en çok etkilenebilecek sektörlerinden biri olacağı düşünülmektedir. Halihazırda birçok yöre doğal olma özelliğini kaybederken, Türkiye’nin içinde bulunduğu Akdeniz havzası da bu bölgelerin arasında telaffuz edilmektedir. Dünya turist gelişlerinin yaklaşık üçte birini, dünya turizm gelirleri ile yatak kapasitesinin ise yaklaşık dörtte birini elinde bulunduran Akdeniz çanağının olağan seyirde önümüzdeki yüzyıl sonunda tamamen kirlenmesi beklenmektedir. Akdeniz çanağı çevresinde yer alan gelişmekte olan ülkeler ise ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarını içinde bulunduran bütünsel bir sürdürülebilirlik anlayışını yüksek nüfus artışı, yetersiz sermaye birikimi, doğal kaynaklara bağımlılık ve finansman sorunları nedeniyle hayata geçirmekte gelişmiş ülkelere nazaran daha fazla zorlanmaktadır.

“Sürdürülebilir Turizm” raporu bu aşamada sürdürülebilir uygulamaların yol açtığı ek maliyet sebebiyle hükümetlerin öncü bir rol oynamasının kaçınılmaz olduğunu belirtmektedir. Zira turizm sektörünün bölünmüş yapısı, KOBİ’lerin finansman ve koordinasyon ihtiyacı, kamunun yönettiği politika alanları ile sürdürülebilirliğin doğrudan ilişkisi (hava, su, diğer kaynaklar ve kültürel miras) ve hükümetin tasarrufunda çeşitli destek araçlarının bulunması hükümetlere sürdürülebilir turizmin uygulama aşamasında büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Dolayısıyla KOBİ’ler başta olmak üzere sürdürülebilir turizm uygulamalarını hayata geçirmek isteyen turizm işletmeleri devletin özel teşviklerinden istifade edebilmelidir. Ayrıca raporda sürdürülebilir turizmin ülke genelinde yaygınlaşabilmesi için yerel paydaşların ve sivil toplum kuruluşlarının da özel sektör ve kamu ile eşgüdümlü bir şekilde çalışmaları için uygun zeminin oluşturulması gerektiği savunulmaktadır.

Raporda ekonomik, insani, doğal ve kültürel kaynakların sürdürülebilirliğinin ülke, sektör ve firma bazında uzun vadeli rekabet gücünü artırdığı vurgulanmaktadır. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) düzenli olarak hazırladığı rekabetçilik raporlarından yola çıkılarak Türkiye’nin “çevresel sürdürülebilirlik” ve “doğal kaynaklar” göstergelerinde küresel rekabette geri saflarda yer aldığı, dünya kültürel mirası listesi ve yaratıcı endüstriler ihracatı alt bileşenlerinin yer aldığı “kültürel kaynaklar” bölümünde ise dünya ortalamasına paralel bir rekabetçilik gösterdiği gösterilmiştir. Çevresel sürdürülebilirlik, güvenlik ve hijyen gibi kriterlerin yer aldığı “Seyahat ve Turizm: Düzenleyici Çerçeve” endeksinde Türkiye dünya genelinde 66. sırada bulunmaktadır. Hava ve kara ulaşımı altyapıları, turizm altyapısı ve fiyat rekabetçiliği kriterlerinin bulunduğu “Seyahat ve Turizm: Yatırım Ortamı ve Altyapı” başlıklı ikinci kategoride ise Türkiye’nin rekabet gücü açısından 55. sırada kaldığı görülmektedir. Doğal, tarihi ve kültürel mirasın yer aldığı “Seyahat ve Turizm: İnsani, Kültürel ve Doğal Kaynaklar” endeksinde ise Türkiye bulunduğu coğrafya ve sahip olduğu doğal miras sayesinde daha yüksek bir sırada yer almış ve 28. sırada konumlanmıştır. Bu değerlendirmeler sonucunda dünyada en çok ziyaretçi çeken ilk 10 ülke arasında yer alan Türkiye 2011 yılı rekabetçilik endeksinde ancak 50. sırada yer alabilmiştir.

Özellikle son yıllarda Türkiye’nin sahip olduğu birçok kültürel eserin T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yoğun çalışmalarıyla dünya mirası listesine dahil edilmesi “kültürel kaynaklar” bileşeninde küresel rekabetçiliğimizi artıran temel faktörlerin başında gelmektedir. Ancak WEF raporlarından ortaya çıkan sonuç Türkiye’nin küresel rekabetçiliğini artırması ve niteliksel bir sıçrama gerçekleştirmesi için özellikle çevresel sürdürülebilirlik ve doğanın korunması konularında ciddi çalışmalar yapılması gerektiği yönündedir.




required



required - won't be displayed


Your Comment:

Bu hafta yine bir seri yazı ile köşemizi sürdürüyoruz. TÜSİAD, “Sürdürülebilir Turizm” başlıklı raporunu konu edecegiz.

Previous Entry

TÜSİAD ‘ın“Sürdürülebilir Turizm” raporunu tamamlıyoruz. Türkiye’nin turizm sektöründe rekabet içinde bulunduğu ülkeler tarafından yürürlüğe koyulan sürdürülebilirlik uygulamalarına da raporda değinilmiştir.

Next Entry