Suat Tore
World of Traveller

Dinyeper’de huzuru yaşamak !-3-

Eylül 24th 2013 in Türkçe yazıları

Dinyeper nehrinde sona yaklaşırken göreceğimiz ünlü şehir Yalta, Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin güney kısmında, Karadeniz kıyısında yer alan bir sahil şehridir. II. Dünya Savaşı’nın sonucu bu şehirde yapılan ve adını bu şehirden alan Yalta Konferansı ile belli olmuştur.

Son Rus Çar’ı Romanov ailesinden II.Nikolay tarafindan yazlık saray olarak yaptirilan Livadiya sarayı bu konferansa ev sahipliği yaptığı için gezilmesi gerekli bir turistik yerdir.

Görülmesi gerekli bir diğer yer de General Mihail Vorontsov için yazlık saray olarak inşa edilmis Vorontsov Sarayıdır.

Sovyetler birliği döneminde müze olarak kullanılan sarayın Yalta Konferansı sırasındaki konuğu Churchill olmuş.

Ve gezimizin son durağı Odessa. Ünlü Odessa Merdivenleri’nde bulunan limana yanaşan geminizden yürümeyi göze alırsanız 192 basamak çıkarak şehir merkezine ulaşabilirsiniz.

Avrupa’nın en etkileyici 10 merdiveni arasında anılan 1837-1841 yapımı Odessa Merdivenleri; Potemkin Zırhlısı filmine ilham vermiş olmasının yanı sıra, mimari açıdan da oldukça dikkat çekici ve bünyesinde ilkleri barındıran bir yapıt. Eserin mimarları olan F. Bofford, Avraam I. Melnikov ve Pot’e; merdivenleri tasarlarken farklı perspektifleri göz önünde bulundurarak ilginç bir tasarım ortaya koymuşlar. Odessa Merdivenleri’nin en alt basamağının 21.6 m, en üst basamağının ise 12.5 m eninde olmasına rağmen; aşağıdan bakıldığında merdivenlerin enlerinin eşit uzunlukta gibi görünmesi; optik bir illüzyon oluşturmaktadır. Başka bir farklılık ise; merdivenlere yukarıdan bakıldığında basamakların değil sadece sahanlıkların, aşağıdan yukarı bakıldığında ise sahanlıkların yerine sadece basamakların görülüyor olması. Odessa Merdivenleri’nde tüm bunların yanı sıra ilginizi çekecek başka özellikler de bulunuyor. 1900’lerden bu yana çeşitli badireler atlatıp son hâlini almış füniküler; kenarlarında bulunan ışıklandırmalarıyla ve sunduğu büyüleyici şehir manzarası ile gece ayrı, gündüz ayrı görülmesi gereken bir mimari güzellik olarak karşımıza çıkıyor. Merdivenlerin en üstünde bulunan Dük de Reshilyo anıtı ise eski Roma stili duruşu ile dikkatleri çekiyor.

Karadeniz kıyısındaki en büyük limanlardan biri olan Odesa nüfusu 1milyonu aşan nüfusu ile Ukraynanın en güzel turistik şehirlerinden biridir. Çok güzel korunmuş tarihi binaları, kültür ve sanat etkinlikleri ile şehir birkaç gün konaklamanızı gerektirecektir.

Artık benim gemi yolculuklarım nehirlerde olacak.




required



required - won't be displayed


Your Comment:

Turumuzun etaplarını yazmaya başlamadan başkent Kiev’de mutlaka görülmesi gerekli yerleri yazalım. Lebed anıtı, şehrin giriş kapısı ‘Golden Gate’, St. Sofya Katedrali, St. Vladimir Katedrali, Peçersk Lavra Manastırı ve II Dünya Savaşı müzesi ve Peçersk Lavra Manastırı içinde bulunan Minyatür Müzesi’ni gezmenizi öneririz.

Previous Entry

Vatandaşlarımızın seyahate düşkünlükleri son yıllarda iyice belirginleşti. Başta komşu ülkeler olmak üzere yurtdışına çıkşlarımız artıyor. Bayram ve diğer uzun tatil fırsatlarının yanısıra artık hafta sonları da yurtdışında geçirilebiliyor.

Next Entry